logo

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ AÇIKLAMASI

Kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesi, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanması, hak ve özgürlüklerinin daha etkili bir şekilde dile getirilmesinin adıdır 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.
Bir elmanın iki yarısından biri olan ve kutsal kitabımızda insan olması bakımından erkekle eşit, hatta hak ve özgürlükler bakımından erkekten daha ayrıcalıklı konumda olan kadın, tarihsel süreç içeresinde hep ikinci sınıf vatandaş olarak görülmüş, Cenab-ı Hakk’ın ona bahşettiği yüce ve onurlu hayat şartlarında yaşama imkânı elinden alınarak hep geri plana itilmiştir. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında renkleri farklı olsa da kadınların sorunları hep aynıdır. Özellikle hukukun olmadığı, demokrasilerin ayaklar altına alındığı, inançların sömürüldüğü ülkelerde ezilen hep kadınlardır. Onlar hep haddini bilmesi gereken, erkek varken söz düşmeyen, üreten değil de tüketici gözüyle bakılan ikinci sınıf kişilerdir. Maruz kaldığı olumsuzluklarda ya hak etmiştir ya da suçludur. N. Bonaparte “Bir toplumun gelişmesini görmek için, önce o toplumdaki kadınlara bakınız” diyor. Baktığımızda ne görüyoruz aşağılanan, horlanan sözde baş tacı edilip özde ayaklar altında ezilen ve feryadını kimselere duyuramayan dünya ve ülkemiz nüfusunun yarısı olan biçareleri görüyoruz. Sesini kimselere duyuramayan kadın, yıllardır bunun mücadelesini vermektedir. Fakat her nedense bu mücadelede önüne hep bir engel çıkmakta, sesi kısılmakta onun adına birileri konuşmakta onun adına kararlar almaktadır. Hangi kararlar alınırsa alınsın, kadının bizzat içinde olmadığı, sözleriyle ve eylemleriyle işin içine girmediği bütün kararlar ve çözümlerin sonuçsuz kalacağı muhakkaktır.
Şunu herkes bilmeli ki dünya üzerinde bir güzellik varsa ona mutlaka kadın eli, kadın ruhu değmiştir. Kadın iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir arkadaş, merhamet timsali, şefkat abidesi ve hepsinden önemlisi Allah’ın en güzel şekilde yarattığı zarif, nazik bir kul ve insandır. Bu kadar güzel vasıflara sahip bir insan elbette ki yaşadığı yeri, ait olduğu toplumu layık olduğu yere taşıyacaktır. Ne yazık ki bugün gelinen noktada kadının durumu, konumu statüsü içler acısı bir durumdadır.   8 Mart Dünya Kadınlar Günü denilince kadının sosyal, siyasal, ekonomik başarılarının kutlanması gerekirken bizler her geçen gün daha korkunç boyutlara ulaşan kadına şiddet ve taciz skandallarını konuşur olduk. İstatistikler son on yılda beş binden fazla kadının cinayete kurban gittiğini, Türkiye’de yaşayan her iki kadından birinin fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını söylüyor. Üstelik Sadece eğitim düzeyi düşük olan kadınlar şiddete maruz kalmamaktadır. Eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında bile her 10 kadından 3’ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Yetkililerin vurdumduymaz tavırları, kanunların yetersiz ve kişiye özel uygulanması, kadının sesinin kısılmaya çalışılması bu tür davranışları işleyenleri cesaretlendirmektedir.
Oysa erkek için bir kadın ya ana ya eş ya kız çocuğu ya kız kardeştir. Bunu idrak edemeyecek kadar ahmaklar olduğu sürece ve kadının sesi kısıldığı müddetçe bu sorun devam edip gidecektir.
Bugün Kadınlar Günü. Konuşmamız gereken konu başarılarımız olmalıydı, bayram yapmalıydık bugün. Fakat yığınla sorunlarımız varken nasıl bayram yapabiliriz? Siyasete katılım oranlarımız Ruanda’dan daha kötüyken, devlette üst düzey yönetici ve belediye başkanı oranımız  %2 lerdeyken, ekonomik aktiviteye katılım ve fırsat eşitliğinde 132. sıradayken, her gün şiddet ve taciz olaylarıyla sarsılırken hangi bayramı kutlayacağız ki?
Öyle ise ne yapmalıyız, nasıl bir yol izlemeliyiz ki gerçekte layık olduğumuz yere gelelim?  Helen LAWRENSON diyor ki: ”Eğer bir kadın yeterince hırslı, kararlı ve yetenekliyse, yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” Başkalarının bizim üzerimizden rant elde etmesine izin vermeden, bizzat işin içine girerek daha çok söz sahibi olmalı;  sosyal, siyasi, ekonomik her türlü haklarımızı her engeli azim ve kararlılıkla aşarak elde etmeliyiz. Kutuplaşmanın giderek had safhaya ulaştığı bir yerde bizler aksine kenetlenmeli, önyargısız olarak birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için daha fazla mücadele etmeyi kendimize görev bilmeliyiz.
Bu ülkede yönetimde söz sahibi olanlar Atatürk’ün şu sözünü çok iyi idrak etmelidir.  “Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümezse ilerlemesine teknik olarak imkân ve bilimsel olarak ihtimal yoktur.”
Herkesin Kadınlar Günü Kutlu Olsun.
Aktif Eğitim-Sen Samsun Şubesi Kadın Kolları

Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?